Oburların abur cubur dünyası
7/6/2007
-
Babaannemin Tavuklu Böreği

Çok uzun zaman oldu...Ve ne yazacağımı bilmeden başladım...Kendimi ödevini yapmamış öğrenciler gibi hissediyorum...
Bu sefer yazacaklarımı bir kompoze edemeyeceğim en iyisi liste yapayım ;
-
Notebook im bozuldu ve benden ayrı bir ay keyif çattı...Bende anladım ki internet ve bilgisayar olmadan da yaşanabiliyormuş.
-
Annemle anneannem Göceğe taşındı.Keyifli ama yorucu bir dönem geçirdik.Artık günümün büyük bölümü onlarda geçiyor.Kendi mutfağımı bile kullanamıyorum artık , tembellik pek keyifliymiş.
-
Dedemi kaybettik ; Yaşı ve hastalığı kabullenmemizi kolaylaştırdı , ama babamla ilk defa böyle bir dönem yaşadığımız için , benim için endişeli günlerdi.
-
Ve en ağırı sona sakladım ; Hala tam olarak kesinleşmesede , buradan ayrılıp Bodruma yerleşme ihtimalimiz var.Belirsizlik çok kötü.Evime , dostlarıma kısaca Göceğe veda etmek çok zor.

İşte bu nedenlerle bir süre daha kendimi bloguma tam anlamıyla adayabileceğimi sanmıyorum.Elimden geldiğince birşeyler karalamaya çalışacağım ama buna 'Blogcu' da izin vermeyecek gibi çünkü bu post a eklediğim resimler bile açılmıyor.Düzeleceğine kötü giden bir sistem olmaya başladı galiba.
En kısa süre içinde görüşmek üzere...
NİHAL HANIM'IN TAVUKLU BÖREĞİ
Malzemeler:
500 gr haşlanmış tavuk eti (suyu ayırılacak)
3 yufka
1 yumurta
1 1/2 su bardağı iri çekilmiş ceviz
Sıvıyağ
Kimyon
Hazırlanışı:
Didiklenen tavuk etlerine yumurtanın beyazı , kimyon ve cevizin bir bardağı eklenir , köfte yoğurulur gibi karıştırılır.Tezgahın üzerinde ilk kat yufkanın her tarafına fırçayla yağ sürülür ve yufkanın dört ucuda zarf katlar gibi kare oluşturacak şekilde içe katlanır,yufkanın üst tarafına hazırladığımız için 1/3 ü yayılır ve rulo yapılır ve tepsiye alınır.Bütün yufkalara aynı işlem uygulandıktan sonra , fırçayla çok az sıvıyağ karıştırılmış yumurta sarısını böreklerin her tarafına süreriz.Kalan cevizide üstlerine serpiştirdikten sonra , 180 derecede üzeri kızarana pişiririz.Börekler piştikten sonra bir kenarda soğumuş olan tavuk suyundan bolca (2 - 2 1/5 bardak arası ) üzerlerine gezdirelim ve sıcaklığını koruyan fırında 10 - 15 dk daha bekletelim ve soğumadan servis yapalım.Afiyet şeker olsun.
( Ben soğuk yemek sevdiğim için soğuk halide güzel olan bu böreği , içindeki tavuk suyu jöleleşebileceğinden daha sonraki sunumlarınızda ısıtmanız tavsiye olunur.)

|
Yorum (
14
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
17/4/2007
-
Çilekli Pasta + TieBreak

Çilekli Pasta
Göcek pazarından önceki yazılarımda bahsetmiştim.Peynircim , tereyağcı teyzem ve Nisan ayı başında pazara gelmeye başlayan çilekçi aile.Çilekleri tadan herkesin söylediği tek birşey var ; 'Ömrümde böyle birşey yemedim'
Üzerine şeker bile dökmeye gerek yok.Çünkü hem hormonsuz hemde inanılmaz tatlı.Pazar günlerini iple çekiyorum , çünkü alır almaz tüketiyorum çileği.Salata , pasta , kokteyl bir de arada ki atıştırmalıkları sayarsak 3-4 kg çileği tüketmek hiç de zor olmuyor.
Çileklerin bu kadar lezzetli olmasının en önemli nedeni , yetiştiricisinden dinlediğim kadarıyla ; Tarlada sadece çilek ekili başka hiçbir şeyle karışmıyor, asla hormon yok ve yetiştiricileri çok sevimli insanlar eminim bununda etkisi vardır.
Çilekler bu sene çıkar çıkmaz , bloglar arasında çilekli tarifleri gezinmeye başladım ve Nehir'in bu tarifine tek kelimeyle bayıldım , çok şık ve yapılışı da çok pratik.Nehir'e buradan paylaşımı ve emeğimi için çok teşekkür ediyorum.Tarife onun da yorumundan bakmak için...
*** Laptop ım bana hainlik etti ve yarı yolda bıraktı beni.En az 20 gün serviste kalacak.Bu süre içinde tarif yayınlayamayacağım ama , yorumlarımla yanınızda olucam.Ne olur dua edin çabuk dönsün , hain laptop.
Malzemeler:
Pandispanya için:
3 yumurta (sarısı ve beyazı ayrılacak)
1 su bardağı şeker
1 su bardağı un
1 su bardağı buğday nişastası
vanilya - kabartma tozu
Pandispanyayı ıslatmak için:
8-10 adet çilek
1/2 çay bardağı süt
Krema için:
1 su bardağı süt
1 çorba kaşığı mısır nişastası (tepeleme dolu)
1 kahve fincanı şeker
100 gr. labne (margarinde olabilir)
vanilya
Üzeri için:
1/2 kg. çilek
1 paket Dr.Oetker Tart jöle
250 ml. çilek püresi (20 adet çilek , 1 kahve fincanı su ve 2 çorba kaşığı toz şekerle hazırladım)
Hazırlanışı:
Yumurta aklarını bir fiske tuzla , kar haline gelene kadar çırptık.Yumurta sarılarıyla şekeri ayrı bir yerde rengi açık sarı olana ve kremamsı bir hal alana kadar çırptık.Yumurta aklarını karışıma ekledik ama kar halini söndürmeden.Un , nişasta ve kabarta tozunu ekledik ve karışım homojen bir hal alana kadar hafifçe karıştırdık ve kalıbımıza döktük (yuvarlak kalıp tercih ederseniz iyi olur) 180 derecede ısıtılmış fırında 20-25 dk. pişirdik.Ve soğuması için kenarda beklettik.
Soğuduktan sonra pandispanyamızın içini tabanı çok ince kalmayacak şekilde oyduk ve blender da çektiğimiz çilek ve sütle ıslattık.

Nehir burada çok hoş bir püf noktası vermiş ; pandispanyanın içinden çıkan parçaları buzdolabı poşetine koyup deepfreeze kaldırıp daha sonra yapacağınız tatlılarda kullanabilirsiniz (cup ve cheesecake lerde mesela)
Krema için ; nişasta , süt ve şekeri sos tenceresinde karıştırdık ve muhallebi kıvamı alana kadar pişirdik.Ilınınca labneyi ve vanilyayı içine ekleyip mixerle karıştırdık ve pandispanyamızın içine döktük.Üzerini istediğimiz boyutta kestiğimiz çileklerle süsledik.
Tart jölesini üzerindeki tarife göre , hazırladığımız çilek suyuyla pişirip çileklerin üzerine gezdirelim.
Bundan sonrasında Nehir kremşantiyle süslemiş , ben tadından hoşlanmadığım için kullanmadım ama şanti pastanın görüntüsünü tabiki daha da güzelleştirmişti.
Afiyet bal şeker olsun

Yorumlarınızın cevaplarını , yorum sayfasında bulabilirsiniz.
|
Yorum (
34
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
16/4/2007
-
ALMAN PASTASI

Alman Pastası
Kocayla benim için çok romantik bir anlamı vardır Alman Pastasının.Hamuru mayalı olduğu için denemeyi pek düşünmüyordum.Ama Göcek'te bulamadığımızdan , canımızda çektiği için , bir deneyeyim bakayım , diyerekten attım kendimi mutfağa.
Yapımı keyifli tatlar vardır , bir de uzun uğraşlar gerektirenler.Bu pastada her ikisi de var.Mesela zeytinyağlı yaprak sarma , en sevdiğim yemektir.Ama asla yapmaya kalkışmam.Çünkü yaparken verdiğin emek ve süre , yerken bir anda yok oluyor.Buna sinir olurum ben.Bu yüzden annemle , anneannemi bugünler de yaprakların başına oturtup sarma stoklamayı düşünüyorum , tabi kalırsa.Sarma yerken dozunu kaçırıp 2 tencereyi mideye indirip , mide fesatı geçirmişliğim var geçmişte.Hala keyifle anarım o günü.
Alman pastasına geri dönersek , beni en mutlu eden anı yerken dudaklara bulaşan pudra şekeridir.Çok masum ama bir yandanda muzır gelir bana.Denerseniz , aklınıza gelsin , sevdiğiniz birileriyle paylaşın bu anı...
Malzemeler :
(hamur için)
125 gr. margarin ( oda sıcaklığında yumuşamış) 1 bardak süt
3 yumurta
1 çay bardağı şeker
1 paket instant maya 1 fiske tuz
krema için :
750 ml süt
1 bardak un
1,5 bardak şeker
2 yumurta
Hazırlanışı :
Ilık süt,maya,şeker ve tuz karıştırılır ve 15 dakika dinlenmeye bırakılır,
Diğer malzemeler katılır, iyice yoğurulur ve üzeri örtülüp 1 saat kabarmasi için bekletilir,
Hamur iyice kabarıp iki misli olunca merdane ile 2 cm kalınlığında açılır,
Açılan hamur su bardağıyla kesilerek tepsiye dizilir ve yarım saatte tepside bekletilip fırına sürülür, kızarana dek pişirilir.
Soğuduktan sonra ortadan kesilip arasına krema konur ve pudra şekeri üzerine elenerek servis yapılır.

Yorumlarınızın cevaplarını yine yorum sayfasında bulabilirsiniz. |
Yorum (
13
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
13/4/2007
-
BÖREKİTAS

Annemler geleceği için yaptım bu minik börekcikleri.Acaip güzel bir atıştırmalık oldu.Tarif yine 'Beyaz Mutfak' kitabımdan.Beyaz Fırın'ın yıllardır süregelen lezzetlerinden oluşan , muhteşem bir kaynak.Arşivimde denemediğim onlarca tarif var ama hala bu kitaptan vazgeçemiyorum.Çünkü Beyaz Fırın İstanbul'a her gidişimde mutlaka uğramaya çalıştığım adreslerden biri.Kendimi kaybediyorum orada.
İlginç olansa kitapta , hiçbir tekniği saklamamaları.Malzemeleri temin ettiğiniz sürece , sizde evde küçük bir Beyaz Fırın açabilirsiniz...
Bu günlerde blog ziyaretlerimi askıya almış durumdayım , komşularım lütfen kırılmasınlar bana.Yorumlarada kendi yorum sayfamdan cevap yazmak daha çok hoşuma gitti.Mektuplara cevap yazıyormuş gibi hissediyorum kendimi.
Annemle anneannem , Göceğin en güzel döneminde geldiler.Hava tek kelimeyle şerbet gibi.Hergün sahilde , çaylar kahveler pek keyifli gidiyor.Mutfağıda ihmal etmiyoruz tabi.Yayınlayacağım muhteşem mamalar çıkıyor ortaya , en kısa sürede hepsini paylaşmak istiyorum.
Börekitas
Malzemeler:
560 gr. un
200 gr. margarin
200 ml. sıvıyağ
1 çay bardağı (100 ml) su
1 adet yumurta
1 yemek kaşığı tuz
240 gr. rendelenmiş kaşar peyniri
2 adet yumurta sarısı
Süslemek için :
Susam , çörekotu , kekik , fesleğen
İç malzemesi :
Çekirdekleri çıkarılmış zeytin
Tulum peyniri
Hazırlanışı :
Derin bir kabın içine kaşar peyniri ve yumurta sarısı dışında tüm malzemeyi koyup karıştırın.Sonra kaşarı ilave edin ve 5 dk. yoğurduktan sonra elde ettiğiniz hamuru buzdolabında 2 saat dinlendirin.
Fırınınızı 180 dereceye ayarlayın.Buzdolabından çıkardığınız hamuru 0,5 cm kalınlığında açın ve 4x4 cm ölçülerinde kesin.
Ortasına dilediğiniz iç malzemesini koyup kapatarak toplar yapın.
Fırın kağıdı serilmiş tepsiye dizin.Üzerine yumurta sarılarını sürüp (isteğe bağlıymış) rende kaşar peyniri , çörek otu ya da susam serpin.
Önceden ısıtılmış fırında 35 dk pişirin.Fırından çıkarıp soğumaya bırakın.
Aifyet olsun.

|
Yorum (
7
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
11/4/2007
-
Vişneli Çikolatalı Turta

VİŞNELİ ÇİKOLATALI TURTA
Vişne ve çikolata...Muhteşem uyum , Zeki ile Metin , Albano - Romina Power , çay ve poğaça , kahve ile cheesecake gibi.Bu liste uzar gider...Bu turta da elimdeki tariflerin bir karması olarak dünyaya geldi.Vişneye taktım bu aralar ; Keşke tazesi çıksada , kurtulsam şu hiç hoşlanmadığım konserveden.Gıda teknolojisine saygım sonsuz ama konserve kullanmayı sevmiyorum , sağlıksız geliyor bana.Mecbur kalmadıkça eve sokmamaya çalışıyorum ama vişne bezelye hariç.Çünkü taze bezelyeyle ilgili hiç hoş anılarım yok.
Düdüklü tencere fobim vardı benim.Benim jenerasyonum ve üst modellerimiz iyi hatırlarlar patlayan düdüklü tencereleri.O günün menüsünü tavana bakarak tahmin etmek zorunda kalır , mutfağı söylenerek temizleyen annenizi izlerken , kulaklarınızda hala o patlama sesi yankılanır.Bunu çok zor aştım ama şimdide düdüklüsüz yapamıyorum.Bir gece önceden ıslatılmış bakliyatlar bana göre değil çünkü.Ben bilemem ki , bir gecede yarın yemek isteyeceğim yemek tercihimin değişip değişmeyeceğini.
Evde haşlanmış mısırı da çok sevince kocayla ben , düdüklü almak şart oldu.Çünkü bundan önce hayatımıza giren tüm mısırlar , pişmemekte direnip , üstün çaba gösterip , çok azimli çıktılar.
Amaç yemek olunca korku morku kalmadı tabi bende.Geride birtek haşereler , yükseklik ve kanatlı - pençeli hayvan fobilerim kaldı.Bunları yemekle bağdaştırıp aşamayacağım için korkmaya devam ediyorum.
Malzemeler :
125 gr. margarin (oda ısısında yumuşatılmış)
4 adet yumurta
1 su bardağı şeker
2 çorba kaşığı kakao
1 kahve fincanı süt
1 paket kabartma tozu
1,5 su bardağı un
Sos için :
2 su bardağı süt
1 çorba kaşığı mısır nişastası
1/2 paket kakao
1/2 su bardağı şeker
120 gr. kuvertür çikolata
1 kavanoz vişne kompostosu (süzülmüş)
Yapılışı :
Nişasta, kakao ve şekeri tencereye alın , çok az süt ilave ederek birbirlerine karışmalarını sağlayın ve sütün tamamını ekleyin.Kısık ateşte devamlı karıştırarak kaynamasını sağlayın.Kaynamasına yakın , çikolatayıda küçük parçalar halinde bölüp sosa ekleyin.Kaynayıp , koyulaşınca ocaktan alın.Soğumaya bırakın
Karıştırma kabında margarin ve şekeri krema kıvamı alana kadar çırpın. Yumurtaları ve sütü ekleyip karıştırmaya devam edin. Un, kakao ve kabartma tozunu da ilave edip homojen bir karışım olana kadar karıştırmaya devam edin.
Ben 24 cm lik silikon kalıp kullandım , siz tercih ettiğiniz benzer ölçülerdeki bir kalıba kek karışımının yarısını dökün ve spatülle üzerini düzeltin. Üzerine soğumuş olan çikolatalı sosu kenarlara gelmeyecek şekilde dökün.Süzülmüş olan vişneleri karışımın kenarlarına gelecek şekilde dizin ve kalan kek karışımını üzerini kaplayacak şekilde döküp tekrar spatülle düzeltin.
Önceden 170 derecede ısıtılmış fırında, 30-35 dk. pişirin. Soğuyunca kalıptan alıp , servis yapabilirsiniz.
Afiyet olsun.
(Turtanın bütün halini resimlemeyi çok isterdim ama , kısmet değilmiş.Dayanamadım ben yedim , muhteşemdi.Resimdeki vişneleri incelemeyi ihmal etmeyin.)
Yorumlarınızın cevaplarını yorum sayfasından okuyabilirsiniz. |
Yorum (
13
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
9/4/2007
-
3x3 veee Serpil Abla'nın poğaçası
.jpg)
Port Göcek Marina
Bu sefer ki oyunu yaratıcılığından dolayı çok sevdim.Keşfeden ve paylaşan arkadaşlara tebrik , teşekkür ve şükranlarımı sunarım.Ayşe'ciğim ve Nükhet'ciğim sobelemiş beni.Ayşe çiğ tavuk ikram etmiş , kırarmıyım onu.Hatırı için yedim bile.Nükhet tam isabet ettirmiş , elmalı kurabiye en sevdiğim tatlıdır.
Bu oyunlar blog arkadaşlarımızı tanımamız ve onlar hakkında daha çok bilgi sahibi olmamız amacıyla yapılmakta.Ama işin aslında merak var merak.Yakında akraba çıkıcaz ondan korkuyorum ben.Ayşe ile kendimi benzetmeye başladım bile.
Gelelim ithaf ettiğim yemeklere ; En sevdiğim yemekler arasından , seçtiğim arkadaşlarımla bir uyum sağlamaya çalıştım.

Yaprak sarma (nostalji) ; Zerrin , Erkan Bey , Elçin

Hamburger (hızlı , doyurucu); Nihan , Esra , Ayşe

Çilekli Pasta (zarif); Açalya , Sibel , Nükhet
Gelelim sorulara ;
1- Daha önce yaşadığınız 3 şehir?
Ankara , İzmir , Muğla
1.2- Tatil için gittiğiniz, gördüğünüz ve önermek istediğiniz 3 yer?
Muğla - Dalyan
Çeşme - Alaçatı
Bolu - Abant
1.3- Yaşamak istediğiniz (görmek istediğiniz de olur) 3 yer?
Emin olmamakla beraber , galiba yaşamak istediğim yerdeyim , Göceği gerçekten çok seviyorum
Zürih , orada sevmem gereken 2 bebek var çünkü
Porto Fino , elimde muhteşem fotoğrafları var mutlaka gitmeliyim
2.1- Şu andaki mesleğiniz nedir?
2 köpek ve bir kedinin annesi , Koca'nın sevgilisi ve aşçısı , gönüllü turizm rehberi
2.2- Dünyaya yeniden gelseydiniz, hangi mesleği yapmak isterdiniz?
Aşçı!Ama komplike bir mutfakta ve menüye bağlı kalmadan özgün çalışan bir aşçı.
2.3- '' Kesinlikle ben yapamazdım'' dediğiniz meslek nedir?
Magazin muhabirliği , yaptıkları işe saygı duymuyorum.
3.1- Yaşam felsefenizi oluşturan sözlerden biri?
Carpe diem
3.2- Bir kitaptan alınma, çok sevdiğiniz bir cümle, paragraf veya bir bölüm?
Yalnızlık herhalde , bir insanın saklamayı düşündüğü en son şey olmalıdır.Fakat yine de konuşulsun istemezsiniz.Size öyle öğretilmiştir , ayıptır çünkü yalnızlık.yekten 'deli' diyen de olur.Oysa sanıldığından çoktur yalnız nüfusu , kişi başına bir yalnız düşer.
Atilla Atalay
3.3- Çok sevdiğiniz bir şiirin, bir parçası?
Hayatta ben en çok babamı sevdim. Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk Çarpı bacaklarıyla – ha düştü, ha düşecek – Nasıl koşarsa ardından bir devin, O çapkın babamı ben öyle sevdim.
Can Yücel
Benden bu kadar , çok keyifliydi...

SERPİL ABLA'NIN POĞAÇASI
Ankara seyahatimizde tatma şansım oldu bu poğaçayı.Tam benim sevdiğim gibi ; yumuşacık ama kıyır kıyır.Serpil abla bizim Ankara'da olduğumuz sürede döktürdü...Pişiler , börekler...Ama ben her zaman ki gibi resim çekmeyi unuttum.(dalgınım fena halde)
Herşey çok çok güzeldi , ama benim favorim bu poğaça.Sanırım hamuru bir gece dinlendirmek daha iyi olurdu ama , ben dayanamadım.Deneyecek olan varsa sabredin bir gece derim.
Bu yaz bize gelse Serpil Abla , beraber yapsak mamaları ne güzel olur.
Malzemeler:30 adet poğaça için
1 su bardağı yoğurt
2 yumurta (birinin sarısı ayrılacak , üzerlerine sürmek için)
250 gr margarin (ben 125 gr.margarin,125 gr.tereyağ kullandım)
1 çay bardağı sıvıyağ
1 kahve fincanı soda
1/2 kahve fincanı sirke
1 paket kabartma tozu
1 çay kaşığı mahlep (bu benim eklentim)
tuz
aldığı kadar un
Hazırlanışı:
Bir yumurtanın sarısını ve beyaz peyniri ayırarak , geri kalan tüm malzemeyi karıştırın.Elden çıkan , yumuşak bir hamur olduğunda dinlenmeye bırakabilirsiniz.Bu sürecin sonunda , hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp , elinizin arasında açın.Ezmiş olduğunuz beyaz peynirden içine koyup , elinizle yuvarlayıp kapatın ve tepsiye dizin.Yumurta sarısını üzerilerine sürüp , keskin bir bıçakla artı şeklinde kesin.180 derecede ısıtılmış fırında pişirin.
Yanına çay demleyin lütfen
Afiyet olsun

|
Yorum (
8
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
5/4/2007
-
Kabaklı Kek

Kabaklı Kek (Emel Anne'den)
Sabah mis gibi bir tarçın kokusuyla uyanmak...Yada herhangi bir sevdiğiniz yiyeceğin kokusu.Ankara seyahatimizde , Emel Anne yaşattı bunu bize.Mis gibi bir kek kokusu ve muhteşem bir kek.
'Bilin bakalım neli bu kek' sorusuyla başladık.Tarçının tadını alabiliyorum ama onun dışında belirgin bir tat yok.Fakat kek yumuşacık.Aklımın ucundan bile geçmedi kabak.Koca da benim gibi düşünmüş , çünkü normalde asla kabak yemez.Ama kek versiyonuna bayıldık.
Çok özlemişim sabah mis gibi kokulara uyanmayı.Kahvaltı etmeyi çok tercih etmesemde.Başka biri hazırladıysa ve ben o kokulara uyanıyorsam hiç kaçırmam.
Özlemim çabuk dinecek gibi , annemle anneannem geliyorlar.Uzun kahvaltılı günler beni bekliyor...
Bu arada bundan sonra gelen yorumlara yine yorum sayfasından cevap vermeye çalışacağım.Aklınızda bulunsun.
Malzemeler:
2 adet kabak (rendelenmiş)
4 yumurta
2 su bardağı şeker
2 su bardağı un
4/3 su bardağı sıvıyağ
1 paket kabartma tozu
tarçın - ceviz
Hazırlanışı:
Yumurta ve şekeri çırpın.Sıvıyağı ve tarçınla cevizi ekleyin.Elenmiş un ve kabartma tozunu da ilave ettikten sonra , 170 derecede ısıtılmış fırında pişirin.Fırından çıktıktan sonra üzerine pudra şekeri de serpebilirsiniz.Emel anne denemiş , öyle güzel oluyormuş.

|
Yorum (
14
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
2/4/2007
-
LİMON KREMALI BİSKÜVİLİ PASTA

LİMON KREMALI BİSKÜVİLİ PASTA (FÜSUN)
Füsun'dan öğrendiğimden beri haftada bir yapıyorum bu pastayı , yayınlamak kısmet olmamıştı.Koca limonlu sevmediği için , ona vişnelisini yaptım.Her ikiside muhteşem.
Çok eskilere dayanan , düzensiz diabet problemim var.Bu nedenle uyku arasında ani şeker düşmelerine karşı evde tatlı bulundurmak şart benim için.Çünkü gözlerim kapalı bir halde yataktan fırlayıp mutfakta ilk elime geçen çatalı saplayacak tatlılar hayat kurtarıcı benim için.Yatağa dönüşlerde bazen çatal hala ağzımda oluyor.Sabah başucumda çatalla uyanmak , gecenin özetini çıkarıyor benim için.
Malzemeler:
250 g r. petit beurre bisküvi
2 adet limon suyu (veya 1/2 bardak vişne suyu)
2 çorba kaşığı buğday nişastası
2 yumurta sarısı
1 su bardağı süt
1 su bardağı su
7 çorba kaşığı toz şeker
50 gr. margarin
Hazırlanışı:
Bisküvileri küçük parçalara böldüm.Diğer bir yanda margarin hariç tüm malzemeleri tencereye alıp,çırpıcıyla sürekli karıştırarak muhallebi kıvamına gelinceye kadar pişirdim.Ateşten alıp,margarini de ekledim.Bu karışımdan bir bardak, daha sonra üzerine sürmek için ayırdım.
Kalanını bisküvilerle karıştırdım.Pastayı yuvarlak bir kalıba dökerek,tabi tabanına folyo sermek lazım,buzdolabında 2 saat bekletiyoruz. Ters çevirerek bir pasta tabağına çıkartıp,ayırdığım sosu üzerine sürdüm
 
|
Yorum (
13
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
2/4/2007
-
Aldım+Kullandım+Çok memnunum

ev manzaram
Bu oyuna diğerleri kadar severek katılmıyorum açıkçası (ama muzır bir merakla hepinizinkileri inceledim) davette Ayşe'den gelince el-mecbur.
Çünkü benim en severek kullandığım eşyalarım ayakkabılarımdır.Onlar herşeyimdir benim.Alırken ayrı bir heyecan yaşarım , içim kıpır kıpır olur.Eve getiriş ayrı bir heyecan.İlk denemelerimi hep evde yaparım.Neyin altında daha güzel durdu.Aaaa bununla da çok hoş oldu , derken yerlerine yerleştiriveririm.Göceğe taşındıktan sonra , tarzımda ufak tefek topuk oynamaları yapmak zorunda kalsam da tutkum hiç geçmedi geçmeyecekte.(Göceğin her yeri Arnavut kaldırımlı olduğu için gelemeyi düşünenleredir bu açıklamam ; ince topukluları boşuna yanınıza almayın.Zira öyle komik sahneler cereyan ediyor ki.Ben taşınırken büyük bir kısmını dağıttım , kıyamadıklarım hala benimle , kutularında mışıl mışıl uyumaktalar.)
Neyse , oyuna neden keyifsiz katıldığıma gelince ; Bütün ayakkabılarımın resmini çekip yayınlamak , ne görgü kurallarına uyardı (bence) ne de blogumu Cosmopolitan'a çeviresim gelmedi.Eve göz atıp bunları buldum...

French press , tea pot ve en sevdiğim kupalarım.French press e diyecek fazla lafım yok.Kahve tutkunuyum ben , iyi çekirdekten çıkmış ve iyi yapılmış bir kahve mest eder beni (şekersiz ve kremasız tercihimdir).
Tea pot la yeni sayılır dostluğumuz.Çernobil faciasından sonra , annem bizim evde çayı yasakladı.Bana da kahve seçeneği kaldı.Küçük bir hanımefendi olduğum yıllarda bile annemle karşılıklı kahve içmenin keyfini çıkarırdım.Çayla evlendikten sonra samimi oldum denebilir.Evliliğimizin 2.ayında Kocanın işi nedeniyle , bir ay kadar Emel annelerle beraber kaldım ben.Onun akşamüstü çaylarına eşlik ede ede , bende çaydan keyif almaya başladım.Şimdi en acısı o keyif çaylarını yalnız içiyor olmak.Böyle anlarda sevdiklerime özlemim çok artıyor.
Kupaları görür görmez vuruldum , inanılmaz ciciler.Hacmen diğer kupalara göre çok büyükler (400 cl) ama benim gibi soğuk kahveyi de sevenlerdenseniz , sonlara doğru çıkıyor keyfi.

Cd ler ve DVD lerimiz ; Onlar olmasa burada kışlar nasıl geçerdi , tahmin bile etmek istemiyorum.Bazen kaptırıp günde 6-7 film izlediğimiz bile oluyor.Tek sorunumuz , ben bilim-kurgu seyredemiyorum.Kocada onları beni uyuttuktan sonra seyretmeye çalışıyor , ama ben ufak tefek horlamalar ve mırıltılar şeklinde öyle güzel uyuyorum ki , o da dayanamayıp uyuya kalıyor.Sonunu getirebildiği film sayısı çok az.
  
Puzzle larım ; Kötü gün dostlarım...Buraya ilk taşındığım , o yalnız ve alışma zorluğu içinde geçen dönemi onlar sayesinde atlattım.Daha iyi bir rehabilitasyon düşünemiyorum.Saatlerin nasıl geçtiğini unutuyorum.Aşağıda ki resimde yapılmayı bekleyen son puzzle ım...


Guguklu saatim ; Çocukluğuma dair bütün anılarım , Rahmetli dedemin bana hatırası , yangında ilk kurtarılacak...Yazarken bile zorlanıyorum , benden çocuklarıma kalacak en değerli şey.
Bu oyun için kimseyi sobelemiyorum , zira eskidi biraz.Ama bunu okuyupta , hala oyuna katılmamış olanlar varsa , onlar kendilerini sobelenmiş saysınlar.
|
Yorum (
6
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
1/4/2007
-
Hayali Kahramanlar

Canım adaşım Ayca 'Hayalinizde ki kahramanlar ' oyunu için sobeledi beni.(daha sırada 'aldım,kullandım,memnunum' oyunu da bekliyor ama , ne yapmalı bilmiyorum.Neyse bunu yazdımya ona da sıra gelir diyorum)

Ben çizgifilm seven ve seyreden bir çocuk olamadım.Hep daha önemli işlerim varmış gibi davranırdım.(sokaktaki oğlanları dövmek , yerlerde yuvarlanıp dizlerimi yaralamak gibi.)
Ama 'Elmyra' hariç. O bendim.Sevgi dolu (haddinden fazla) , hatta sevgi yumağı.Tam bir hayvansever (dövdü mü , sevdi mi hiç anlamadım ama).
İşe sokaktan sevimli bir hayvan bularak başlardı (aynı ben) Doğruca eve getirip yıkar paklardı , pudralardı (benim de en sevdiğim şey ev arkadaşlarımı yıkamak).Hayvancık şaşkın ne olduğunu anlamaya çalışırdı , kocaman açılmış pörtlek gözleriyle (bu da ben) Banyodan sonra zavallılara , kenarları fistolu , abuk subuk önlükler , kıyafetler giydirirdi (benim kıyafetler fistolu değil) Sefil hayvancık için işkence bitmemiştir daha.

'Şimdi sana kuşkonmaz çorbası içireciğim'diye bir çığlık (bunu asla yapamam , zira kusura bakmasın ama ben kuşkonmazdan nefret ederim , kuçulara ve pisilere de kıyamam , içiremem bunu) Sonrasın da ağzına kaşıkla zorla sokulan çorba ve kaçmaya çalışmaya başlayan hayvancıklarla geçip giderdi hikaye.Devamında Elmyra hayvancıkların kaçmasından sinirlenir ve bir anda şeytanlaşır , filmin sonu heyecan içinde biterdi.

Kıyafetlerine bayılırdım , kırmızı ağırlıklı , çoğu zaman puantiyeli.Ama en önemlisi kafasındaki kurukafa şeklindeki tokasıydı.O toka bütün duygularını anlatmaya yetiyordu...

Sıra Hopdediks'te...Orijinal adı Obelix.İlk okuduğum ve okumaktan hala vazgeçemediğim tek çizgi romandır Asterix.Ama ben herkes gibi Asterix'e hayran değilimdir.Küçükken şerbet kazanına düşmüş (devegücü tazıhızı şerbeti), bunun etkisiyle kocaman olmuş ve inanılmaz bir kuvvete sahip , duygu adamıdır o.

Her daim elinden eksik olmayan kocaman taşlarını , hain Romalılarla ormanda her karşılaşmasında öyle cici kullanır ki ; Şimdi ki çizgifilmlerde ki şiddet unsurlarının hiçbirini göremezsiniz.
Ama benim onda en sevdiğim şey.Bulduğu heryerde yumulduğu ve bir iştah yediği domuzlara davranışlarıdır.Yemeden önce sever onları.Yemek yemek onun için önce ihtiyaç , sonrada keyif haline gelir.

Benden bu kadar...Şimdi sobeleyeceğim arkadaşlarımı , usülen değil , gerçekten hayali kahramanlarını merak ettiğim için oyuna dahil etmek istiyorum ; Açalya , Erkan Acurol , Sibel'cim |
Yorum (
3
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|