Aldım+Kullandım+Çok memnunum

ev manzaram

 

Bu oyuna diğerleri kadar severek katılmıyorum açıkçası (ama muzır bir merakla hepinizinkileri inceledim) davette Ayşe'den gelince el-mecbur.

 

Çünkü benim en severek kullandığım eşyalarım ayakkabılarımdır.Onlar herşeyimdir benim.Alırken ayrı bir heyecan yaşarım , içim kıpır kıpır olur.Eve getiriş ayrı bir heyecan.İlk denemelerimi hep evde yaparım.Neyin altında daha güzel durdu.Aaaa bununla da çok hoş oldu , derken yerlerine yerleştiriveririm.Göceğe taşındıktan sonra , tarzımda ufak tefek topuk oynamaları yapmak zorunda kalsam da tutkum hiç geçmedi geçmeyecekte.(Göceğin her yeri Arnavut kaldırımlı olduğu için gelemeyi düşünenleredir bu açıklamam ; ince topukluları boşuna yanınıza almayın.Zira öyle komik sahneler cereyan ediyor ki.Ben taşınırken büyük bir kısmını dağıttım , kıyamadıklarım hala benimle , kutularında mışıl mışıl uyumaktalar.)

Neyse , oyuna neden keyifsiz katıldığıma gelince ; Bütün ayakkabılarımın resmini çekip yayınlamak , ne görgü kurallarına uyardı (bence) ne de blogumu Cosmopolitan'a çeviresim gelmedi.Eve göz atıp bunları buldum...

French press , tea pot ve en sevdiğim kupalarım.French press e diyecek fazla lafım yok.Kahve tutkunuyum ben , iyi çekirdekten çıkmış ve iyi yapılmış bir kahve mest eder beni (şekersiz ve kremasız tercihimdir).

Tea pot la yeni sayılır dostluğumuz.Çernobil faciasından sonra , annem bizim evde çayı yasakladı.Bana da kahve seçeneği kaldı.Küçük bir hanımefendi olduğum yıllarda bile annemle karşılıklı kahve içmenin keyfini çıkarırdım.Çayla evlendikten sonra samimi oldum denebilir.Evliliğimizin 2.ayında Kocanın işi nedeniyle , bir ay kadar Emel annelerle beraber kaldım ben.Onun akşamüstü çaylarına eşlik ede ede , bende çaydan keyif almaya başladım.Şimdi en acısı o keyif çaylarını yalnız içiyor olmak.Böyle anlarda sevdiklerime özlemim çok artıyor.

Kupaları görür görmez vuruldum , inanılmaz ciciler.Hacmen diğer kupalara göre çok büyükler (400 cl) ama benim gibi soğuk kahveyi de sevenlerdenseniz , sonlara doğru çıkıyor keyfi.

Cd ler ve DVD lerimiz ; Onlar olmasa burada kışlar nasıl geçerdi , tahmin bile etmek istemiyorum.Bazen kaptırıp günde 6-7 film izlediğimiz bile oluyor.Tek sorunumuz , ben bilim-kurgu seyredemiyorum.Kocada onları beni uyuttuktan sonra seyretmeye çalışıyor , ama ben ufak tefek horlamalar ve mırıltılar şeklinde öyle güzel uyuyorum ki , o da dayanamayıp uyuya kalıyor.Sonunu getirebildiği film sayısı çok az.

Puzzle larım ; Kötü gün dostlarım...Buraya ilk taşındığım , o yalnız ve alışma zorluğu içinde geçen dönemi onlar sayesinde atlattım.Daha iyi bir rehabilitasyon düşünemiyorum.Saatlerin nasıl geçtiğini unutuyorum.Aşağıda ki resimde yapılmayı bekleyen son puzzle ım...

                                

Guguklu saatim ; Çocukluğuma dair bütün anılarım , Rahmetli dedemin bana hatırası , yangında ilk kurtarılacak...Yazarken bile zorlanıyorum , benden çocuklarıma kalacak en değerli şey.

 

Bu oyun için kimseyi sobelemiyorum , zira eskidi biraz.Ama bunu okuyupta , hala oyuna katılmamış olanlar varsa , onlar kendilerini sobelenmiş saysınlar.

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !